Hayatımda gördüğüm en güzel mutfak. Mutfaktaki kadını ziyaret etmek için gitmişim oraya,ve içeriye çok kalabalık, hani Fas, Hindistan gibisinden bir ülkede, her şeyin sarı tonlarda ve karmakarışık olduğu, gürültülü pazar yerleri olur ya filmlerde, aynen öyle bir yerden girmişim. (Oranın ismi de Basmane diye geçiyor rüyamda, Basmane de benim şu an bir avukatın yanında staj yaptığım yer.) O karışık yerde bir apartman katı üstelik burası. Ama içeriye girince, beyazlar içinde, aydınlık, kocaman penceresinden deniz başlayan; gördüğüm en güzel mutfak. Ve gerçekten deniz başlıyor penceresinden, çünkü sanki bir apartman katında değilmişiz gibi, hatta sanki orada bir tek bu mutfak varmış gibi, pencere resmen kıyı çizgisinin dibinde duruyor. Büyüleniyorum gördüğümde ama sonra sahte olduğunu farkediyorum, rüyamda camın dışına deniz yapmak normal bir şey, hmm bu bilmemne bilmemneoksitten yapılmış değil mi, diye soruyorum kadına hatta. Mutfağın duvarlarında kitap rafları var, ve raflarda görebileceğin en güzel kurabiyeler sanki biblo dizer gibi dizilmiş. Benim de kurabiyelerim tat olarak güzel olsa da hiçbir zaman öyle görünmez, hani böyle hamur ne halde konmuşsa tepsiye, pişince de o görüntüde olan şahane kurabiyelerden olmaz, tam kadına bunun nedenini soruyorum ki; bir karışılık çıkıyor. İnsanlar koşturuyor, patlamalar oluyor falan. O karışıklık içinde, bu kadının robot olduğunu anlıyorum. Çok gelişmiş, çok çok iyi bir robot bu kadın, ve bu gelişmişlik onu bunaltıyor. En sonunda patlıyor. Patlamadan sonra tekrar bir araya gelebilir, geliyor da ama bu sefer çok çok basit bir robot olarak bir araya geliyor, neredeyse bir oyuncak kamyon falan oluyor. Anlayamıyorum, sen harikaydın, müthiş bir robottun, nasıl bu kadar basit olmak isteyebilirsin şimdi, diye onu çok ikna etmeye çalışıyorum, ama istemiyor. Oyuncak kamyon haliyle huzuru buluyor sonunda kadın.